Uzaklardasın.Düşemiyorum.

Yazan: Tarih Ekim 12th, 2008 | Kateqori: Kategorilenmemiş


…UzaklardasıN…
Ben uçurumun kenarında,
Sen aşağıdasın..
Düşemiyorum!!

Elimi bağrıma götürdüğümde dokunabiliyorum belki sana ama gözlerimden yüreğime inen kilometrelerce damar kadar uzaksın bana..Yüreğimden gözlerime parıltı olana kadar, yollar eksilitiyor çehreni !

Gel az biraz, yak(ın)laş! Ne Olur ! ? Aç kollarını yada Düşeyim ne olur ! ?

…UzaklardasıN…
Ben uçurumun kenarında,
Sen aşağıdasın..
Düşemiyorum!!

Tebessümlerim eksikti hep benim ömrümün bu anına kadar..Seni gördüm, bir süre daha bir yakıştı yüzüme gülüşlerim.Nerden bilirdim ki yanımdayken bu kadar uzak olacağını ve meleği olduğum bir hüzün olup yüzümün zerrelerinde kaybolacağını !?

Gel az biraz, sar(ıl)! Ne Olur ! ? Aç kollarını yada Düşeyim ne olur ! ?

…UzaklardasıN…
Ben uçurumun kenarında,
Sen aşağıdasın..
Düşemiyorum!!

Gözümün yaşı çoktur benim, çilem dolmaz, yolum yokluktur benim ! Seni ben eyledim, yolumun tozlarını üfledim, çilemi uzak farzettim ! Bir melek olup seni hüznüm ilan edip, canımı yandırmana hevesliydim ! Bu kadar canımı yakacağını nerden bilebilirdim ! ?

Gel az biraz, din(gin)len(ş) ! Ne Olur ! ? Aç kollarını yada Düşeyim ne olur ! ?

…UzaklardasıN…
Ben uçurumun kenarında,
Sen aşağıdasın..
Düşemiyorum!!

Ne çare derdime ! ?Uzak(larda)sın işte ! ! Aç kollarını Düşeyim ne olur ?

Düş(leri)meme izin ver ne olur ?

Bir Aşk Hikayesi.

Yazan: Tarih Ekim 12th, 2008 | Kateqori: Kategorilenmemiş


Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?
Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini…
Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir… ‘Aşk odur önce ma’şuka, andan âşıka düşer.’ derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın… Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. İlk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı ve lezzet… Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün… İşte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak gerek.
Devamini Oku »

SUSKUNUM SANA

Yazan: Tarih Ekim 11th, 2008 | Kateqori: Kategorilenmemiş


Hangi şiire başlasam suskunum sana
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun
Güneşte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarım oluyor her gece

Yağmura suskun yaşamaya suskun
Haykırabilsem
Belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklığın bütün izleri
Upuzun çöller vadileşebilir içimde
Hangi güzelliği özlesem suskunum sana
Yürek boşluğunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koşuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir anda kapkara
Ah oluyorum
Of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykırabilsem
Işık yumağı bir pınar olur soluğum
Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçlarının rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum
Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası yeter
Hangi kavgayı özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluğumu al artık
Al ki Bütün gürültüler kahrolsun

Hep Bi’şeyler Eksik

Yazan: Tarih Ekim 11th, 2008 | Kateqori: Kategorilenmemiş


Bu çay demsiz mi ne!..
Yoksa, şekeri mi az gelmiş?
Alıştığım bardağın içinde değil belki de yudumlamaya çalıstığım çay… bu ne hal ki sanki hep bir şeyler eksik;
….çayımın demi, pastamın kreması, simidin susamı!

Bir şeyler eksik başlayınca, bir şeyler eksik gidiyor hep…
İyi de, eksik işte bir şeyler; hani fıstığı çikolatamın, hani bütün renkleri gökkuşağımın?…
Fesleğenimin kokusu nerde yeşil yeşil?..
Bir şeyler eksik, bir şeyler eksik!

Sesim cıvıldardı benim, haklısın…
Gözüm pırıldardı…
Gülüşüm pembe pembe açardı günaydınlarımın üstünde…
Peki, nerde sesimin cıvıltısı, gözümün pırıltısı ve gülüşümün pembeleri, ‘günaydın’larım, ‘nasılsın’larım, ‘merhaba’larım;

‘Nerde’ler; yerinde olmadığını, bulunmadığını, az, noksan, yetersiz olduğunu söylüyor bana bir şeylerin…. Onun için deyip duruyorum;
Bir şeyler eksik!

Halbuki sana anlatsaydım bunları; eksiklerim tamamlanır, noksanlarım dolar, yarımlarım bütünlenirdi…
Ağrılarım hemen geçer, içimin sızlaması kesilirdi…
Aynaya bakmaya lüzum kalmaz, ne giysem çok yakışırdı üstüme…

Sana anlatsaydım bunları; parmaklarıma yazmak için, bacaklarıma yürümek için güç dolardı…
Yollar da çabuk biterdi, yolculuklara benzeyen yazılar da…
Zaten yollar da beni sana getirirdi, yazılar da…

Sana gelsem, anlatırdım zaten bunları;
Ne anlatılacak sözüm kalırdı eksik, ne de dinleyecek olanım…
Omzuna konmuş bir muhabbet kuşu gibi cıvıldardım kulağına; bir şeyler eksik kalmasın diye!…

İnanma istersen… Fakat bunları sana anlatıyor olsaydım, kelebekler uçuşurdu kar tanelerinin arasında, fesleğen dallarından yeni yapraklar sürerdi kışın ortasında, badem ile kayısı ağaçları yarışırdı; hangimizin çiçeği daha fazla pembeleşecek, diye…

Bir şeyler eksik iken, arka balkonda yıldızlanmak bile yaldızlamıyor duygularımı…
Bildiğim, gördüğüm, duyduğum, hissettiğim aynı sanki hep;
Bu simidin susamı mı eksik, bu çayın demi mi eksik, bu gülüşün şekeri mi eksik?..
Vapur bacalarına da duman yakışırdı hani… Ve arkalarına bir sıra köpük…. Ve etraflarına bir sürü martı…
Fotoğraflar eksik geliyor artık bana; çünkü fotoğraflar hep oturup duruyor sanki aynı zaman içinde, mahpus gibi!
Ne mi demek istiyorum, ne mi var dilimin altında?… Hiiç!
Hani, bi’şeyler eksik gibi geliyor bana da, sana da sorayım dedim; sence benim neyim eksik?…
Kimim eksik?…

qözLerim, bakdıqına.. seSimse, bana yaBanCı..

Yazan: Tarih Ekim 10th, 2008 | Kateqori: Kategorilenmemiş


Bir şiir daha yarım kaldı yazıldığı o küçük kağıt parçasında.. oySa tamamLanır sanıyordum..
Yine yanıLdım..
kuruLan onca cümLe, aLt aLta özenLe diziLen onCa mıSra ökSüz kaLdı..
bir $iirden daha eSirqedim adını, sonunu, noktaSını..
saman sarıSı bi kaqıtda kaLdı akLım..
adı oLmayan, sonunu biLmediqim, bitmi$ qiBi duran ama noktaSı oLmayan bir $iirdE kaLdı..
zaten buqüne kadar beceremedim tamda yerindE nokta koymayı..
sanıyordumki, her nokta bir sondur..
unuttum her sonun yeni bir ba$Lanqıc oLduqunu..
her nokta bir$eyLer qötürür, ekSik bırakır beni diyordum..
korkuyordum..


Devamini Oku »

Hadi Git

Yazan: Tarih Ekim 8th, 2008 | Kateqori: Kategorilenmemiş

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

Devamini Oku »

CANIM

Yazan: Tarih Ekim 7th, 2008 | Kateqori: Kategorilenmemiş


Yüzün güneşe bakardı, günebakanlar kıskanırdı..Zaten sen bakmasan güneş parlamazdı..
Ben senin yüzüne hayranlıkla bakarken, gözlerin bir sevdayı anlatırdı..
Ben o sevdanın tutkunuydum ve bir sevda ancak böyle tutkulu yaşanırdı..
Hüznün karanlığna teslim olmus gecelere senin varlığınla direnirdim..
Varlığın beni çoğaltırdı..Nekadar çoğalırsam aşkım o kadar büyürdü..
Ve aŞK sadece SeNiN aDıNLa VaRDı..
Elimdeki birkaç umut kırıntısını hergün; ama hergün yeniden besteleyip,
Bitmeyen bir aşk senfonisine dönüştürürdüm.Her notası seni anlatırdı.
Sen duymazdın; ama dinleyen herkes seni anlattığını anlardı.
Günler solar, mevsimler değişir,zaman delice akardı.Yanlızlık bir KıLıÇ olup yüReĞiMe saplanırdı.
Sensizliğe günce yazıp kimsenin bulamayacağı yere saklardım.Sensiz olduğum bilinsin istemezdim..
Çünki bu yüReK sadece seninle atardı..
Ağlardım, kimse görmezdi..Gözyaslarım içimde akardı..Seni özlemek bir fırtınayı andırırdı…
Fırtınalar içimdeki sevda ağaçlarını kökünden kopartırcasına sallardı…
Her seferinde bir yolunu bulup ağaçlarımı kurtarırdım..Bu yüzden benim sevdam yıkılmazdı..
Aşkın yarını yoktu; ama bizim beklediğimiz hep yarındı..
Bugun hiç yaşanmadı..
Bune sana uyardı nede bana uyardı; ama, çaresizlik elimizi kolumuzu bağlardı…
Hayata isyan ederdim..İsyan tek arkadaşımdı..
Bu sevdayı yaşamak ayakta tutmak kolay deildi..Yorardı..Yinede şikayet etmezdim..
Çünki senin için herşey göze alınırdı..
Hain deildim ben..Seni aldatmadim..Sadece yarınlarımız için üzdüm..Beynimde yüreğimde seninleyken bir başkası bana sadece yabancıydı..Ben yabancılara teslim etmedim kendimi..Kimsede beni teslim alamaz..Alamayacakda..
Mükemmel değildim ben..Hatalarım vardı..Ama hatalarımı fark edip düzeltmeyi bilirdim..Yaptığım en ufak hata seni biraz incitse beni yıkardı..Ama olmadı..Sadece bilmek yetmiyor demekki..
Şimdi ” GİTTİM ” Diyorsun öylemi?
Hiç kalmadınki benimle gidesin..Benimle kalan hep yanlızlıkdı..Olmayışının hiçbir önemi yok..
Bir tarafında hep sen olsanda, benim aşkım bağımsızdı..Seni sensiz sevmeyide bilir..
Hayatta hep tatlı anlar yoktur ya, nasıl yaşadıysam seni, acıyıda yaşamayı bilirim ben..
Aslında çokta üzülecek birşey yok..Çünki bu aŞk baştan sona imkansızdı..
Herşeye rağmen sen benim canımdın..Oylede kalacaksın..Şimdi canımın bir yarısı yok artık..
Canıma iyi bak canım..